Onanizm

31 Aralık 2021

Bugün benim doğum günüm!

Bu doğum günüme sosyal ölü olarak girmeye karar verdim. Yani doğum günümü insanlara hatırlatacak bütün uygulamalardan çıkarak sosyal ölümümü deneyimledim. Bundan önceki senelerde gerek öğrencilerimin, gerek arkadaşlarımın, gerek okurlarımın mesajlarıyla hatırlanmanın verdiği hazla yeni yıla girerdim. Derdim ki: “Her şey yolunda, bu sene de iyi bir insan oldun. Hayatım anlamlı.” Yaptığım deneyle gördüm ki çok nadir insanlar hatırladı doğum günümü. Onlar da hep sosyal medya devrinden önce tanıştıklarımdı. Kendimi anlatmak için çağırmadım sizi buraya. Sadece bazı taşları yerine oturtmanıza yardımcı olacağını düşündüğüm bir yazı kaleme aldım. Benim gibi sosyal medyanın yarattığı bu suni hazdan artık keyif almayan ve sosyal medyayı kendi gelişiminin önünde bir engel olarak hisseden insanlara “evraka” dedirtmeyi amaçladım. Keyifli okumalar.

 Artık her birimizin sosyal hayatı sosyal ağlar üzerinden dönüyor. Gündelik dirim mücadelemizi verip nefeslenmeye sosyal ağlara giriyoruz. Burada oluşturduğumuz sosyal çevremizle hemhal oluyoruz. Her anımızı paylaşıyoruz, gittiğimiz yerleri gösteriyoruz; davranışlarımızı, duyarlılıklarımızı… Yani en rafine halimizi bu sosyal mecralardaki insanlarla iletişime sokuyoruz. Günümüz insanı sosyal medyada paylaşım yapmadığı zaman artık bir ölü olarak kabul ediliyor. İnsanlar hayat verdikleri sosyal kimlikleriyle var oluyorlar artık.

Ölüm, hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi ise sosyal medya hesaplarını kapatarak yaptığım bu sosyal ölüm ise bir nevi güncel intihar gibi görülebilir.

Şimdi biraz ortalığı karıştırmak istiyorum. Bir yeni kelimeyi hayatımıza sokmak niyetindeyim. Aslında kelime yeni değil eski bir kelime, hatta kökleri çok eski kutsal metinlere dayanıyor ama farklı bir kullanım amacıyla bir çıkarsama yapmak niyetindeyim. Bakalım olacak mı?

Öncelikle modern insanın en büyük sınavı olan can sıkıntısını biraz açımlamak istiyorum. Bu kavramlarla hemhal oldukça birçoğumuzun içinde büyüyen o boşluk hissinin biraz daha baş edilebilir hale gelebileceği kanısındayım.

Nedir can sıkıntısı?

Genel kabulde yapacak iş bulamamak can sıkıntısı olarak tanımlanır. Biraz daha güzel bir ifade ile insan istencinin, iradesinin, nesneden mahrum kalma hali olarak tanımlayabiliriz. Peki neyi doğurur bu can sıkıntısı? Baş edemezsek eğer, insanın en büyük düşmanı olan anlamsızlığı doğurur. Varoluşçu bir bakış açısıyla bakarsak: Fırlatıldığımız bu dünya hayatın anlamını ve değerini yaratacak olan bizleriz. Peki biz bu anlamsızlık denizinde boğulmadan nasıl yaşayabiliyoruz. İnsan bu anlamsızlığı iki şekilde aşabilir. Birincisi ve en zoru, kendi varlığına biricik anlam katabilmesidir. Yani varlığıyla bir anlam olabilmesidir. Bunu ancak hayatını nihilizm evresinden kurtaran insanlar yapabilir. Yani istenciyle bir şey üretebilen insanlar, biricik üretim yapabilenler. Bilim insanları, sanatçılar, yazarlar, filozoflar, ressamlar… Nedir onların ortak özellikleri? Varlıklarıyla anlamlı olan insanlar. Yaptıklarıyla, var ettikleriyle anlamlı olan insanlar. Bu insanlardan pek az vardır.

Peki toplumun büyük kısmını oluşturan diğer insanlar bu anlamsızlıkla nasıl baş edebilir?

İnsan kendine bir anlamsızlık aynasından bakar. Kendinde ve hayatında gördüğü her şey anlamsızdır. Ne zaman aşar bu anlamsızlık denizini? Beraber yaşadığı toplum kişinin hareketlerini onayladığı zaman. Çünkü insan yapısı gereği sosyal bir canlıdır. Onaylanmak yani onanmak ister. İnsan eyler toplum oylar. Bu oylama her gün her an olur ve insanı hem anlamsızlıktan kurtarır hem de ona çekidüzen verir. Bu sahte bir anlam yaratmadır. Ama kişiyi sahte de olsa anlamsızlık dehlizlerinde kaybolmaktan çeker alır. “Toplum beni onaylıyor, demek ki ben iyiyim ve anlamlıyım.” diye düşündürür.

Eskiden toplum homojen bir yapıdan oluşurdu. Gelenek, görenek, töre, ahlak, yasalar ile yoğrulur ve bir ortalama kabul oluştururdu. Modern dünyada etik dediğimiz kavram toplumun bireye geçer not vermesindeki ölçüttür. Şöyle bir sözüm vardı Son Yolculuk romanımda: insan bir toplumun içinde var olabilmek için toplumun genel alçaklık düzeyinin hemen üzerinde yer almalıdır. Bu sözden yola çıkarak insan o gelenek, görenek, etik, ahlak gibi ilkelerle oluşturulan toplumsal çan eğirişinin üzerinde yer almak için kendine hep çekidüzen verirdi. Peki ya şimdi?

Sosyalliği artık sosyal medyaya giderdiğimizi söylemiştim. Demek ki onama mekanizmamız artık sosyal ağlardaki “oluşturulan”, “kişiselleştirilmiş” toplumun ellerinde. Kendi oluşturduğun bir topluluk senin davranışlarını onaylıyor. Onandıkça mutlu oluyorsun, ne zaman bu topluluktan bir kişi seni sert bir şekilde eleştirecek olsa, onu bu kişiselleştirilmiş toplumun dışına atıyorsun. Yani insan kendisinin oluşturduğu jüri tarafından oylanıyor yani diğer bir anlamla yaptığı her hareket onaylanıyor ve toplumsal onaylanma hazzını iliklerine kadar hissediyor. Ama duruma biraz geniş açıdan bakarsa: Çıpasız bir şekilde savruluyor. Çünkü artık nesnel bir jüri yok, sürekli dağıtılan kartlar yok, değişen yargılar yok bu sebeple çekidüzen de yok. Bu insan artık kişiselleştirilmiş toplumunun gözünde biricik ve değerli ama o toplumun ilkeleri insanın kendi ilkeleri. İnsan ne kadar erdemli kalmaya çabalarsa o kadar erdemli kalıyor; savrulmaya başladığında ise bu savrulmanın bir sonunu bulamıyor. Tam manasıyla letarjik bir uyku.

İnsan yaptığı her hareketle, o rafine kimliğiyle kendi kişiselleştirilmiş toplumundan onay aldıkça haz duyar. Bunu artık temellendirdiğimi düşünüyorum. Şimdi bir kelime teklif edeceğimi söylemiştim yazımın başında size. Kelimenin adı: “onanizm”

Öncelikle bizi anlamsızlık denizinden kurtaran toplumun onaylaması olduğunu söylemiştim. Onaylanmak kelime anlamı olarak: “onaylama işine konu olmak, tasdiklenmek, tasdik edilmek.” anlamına gelir. Aynı anlama gelen bir kelime daha vardır. Oda “onanmak”tır. Yani birey eyler; toplum oylar. Peki onay mekanizması bireyin eline geçince bu nasıl bir hal alır? Birey eyler toplum onaylar ya da birey eyler, eylemi toplum tarafından onanır. Çakma bir plebisittir bu. Yani jürisini seçtiğin bir halk oylaması.

Şimdi kelimeyle biraz oynayalım bakın bizi nereye götürecek. Teklif ettiğim onanizm kelimesi sözlükte mastürbasyon kelimesinin anlam karşılıklarından bir tanesidir. Peki bu isim Cinsel bölgelere dokunarak orgazm sağlama eylemine nasıl karşılık gelmiş bakalım. Ama buna bakmadan önce mastürbasyonun haz sağlamak için yapıldığında hemfikir olduğumuzu düşünüyorum. Tabii ki siz yapmıyorsunuzdur da yapanlar var.

Tevratta bir hikaye geçer, bahsedeyim:

Er ve Şela ile birlikte Yahuda’nın üç oğlundan biridir Onan. Ağabeyi Er, Tamar adında bir kızla evlenir fakat Er bir süre sonra kötü olduğu için Tanrı tarafından öldürülür. Dönem geleneklerine göre Tamar, Onan ile evlendirilir. Soyun devamı mecburiyeti Onan’a verilir. Onan bu konuda isteksizdir. Her ne kadar evliliği kabul etse de Tamar ile birlikte olduğu zamanlarda onu hamile bırakmamak için spermlerini toprağa akıtır. Yaptığı hareket Tanrı tarafından kötü görülür ve Onan’ı orada öldürür.

Kutsal metinde geçen bu hikayeden sonra Onan’ın yaptığı yani spermlerini dışarı akıtmak lanetlenir. Hatta sonradan kilise tarafından bildiriler yayınlanır; Onan’ın yaptığını ya da Onan gibi yapanları lanetlemek için. 1600lü yıllarda ciddi bir rahatsızlık olarak kabul edilir hatta. Bu illete tutulanların unutkanlık başta olmak üzere birçok rahatsızlığı olacağı söylenir.

Ve sonuca gelelim.

Onanma, onanizm, mastürbasyon, haz gibi kelimeler var elimizde bunları kullanarak sonuç fikrimi yazacağım.

“İnsanın anlamsız olan hayatına anlam katabileceği yagane mekanizma toplumsal onay mekanizmasıdır.” dedim. Ve bu onaylanma mekanizmasının adını onanmak olarak söylenebileceğini belirttim. Peki geri kalan bağlantıyı nasıl sağlayacağım? Şöyle ki:

İnsan toplumsal olarak onandığında haz duyar. İnsan onanma eyleminden haz duyar yani. Bir çeşit mastürbasyondur bu. Sosyal medyaya girip onanırız. Hareket bile ne kadar benzer: Ekranı yukarı aşağı kaydırırız. Kendi kişiselleştirilmiş toplumumuza kendimizi onaylatarak bir nevi muhtaç olduğumuz hazzı elde etmek için mastürbasyon yaparız.

Bu birleştirmeyi yaptım. Onanizm kelimesini sosyal medyaya nasıl bağlayacağım? O da şöyle. Biz bu haz dünyasına son zamanlarda haddinden fazla zaman harcıyoruz. Aslında kendimizi tekrarlıyoruz ve kendimizi onaylatıyoruz. Zamanımız ölüyor ve yapacağımız işler, üretimler meydana gelmiyor. Aynı Onan’ın birleşmenin hazzını alıp spermlerini boşa akıtması gibi. Her sperm bir hayat ihtimalidir. Biz de bu sosyal medya mastürbasyonuyla en verimli dönemlerimizde zamanımızı tüketerek birçok potansiyelimizi mevcuda vardıramadan ihtimaller evreninin dışına atıyoruz. Birçok şeyi gerçekleştirmek için zaman bulamıyoruz ya da birçok şeyi gerçekleştirme aşamasında karşılaştığımız küçük olumsuzluklarla canımız sıkılıyor ve kendimizi yeniden sosyal medyanın sonsuz şefkatine bırakıyoruz.

Ben, bütün bu çıkarsamayı yaparak Onanizm’i bıraktım. Eminim ki taşlar yerine oturduğunda siz de en azından azaltacaksınızdır. Kendimize oluşturduğumuz bu “yapma plebisitten” aldığımız geçer not bizi hiçbir yere vardırmaz. İçimizde potansiyel olarak duran birçok ihtimali gerçekleştiremeden çürür gideriz. Çürürken bir gün anlamsızlığımızla yüzleşiriz. Bu yüzleşmenin bedeli çok ağır olabilir. Canınızın sıkılmasından korkmayın. Can sıkıntısı potansiyelinizi ortaya çıkaracak ihtimalleri barındırır. Hoş kalın canı sıkılanlar…

YORUM YAP


*Nezaket ve dilbilgisi kurallarına uyarak, zaman ayırıp düşüncenizi paylaştığınız için teşekkürler. Yaptığınız yorum onaylandıktan sonra ilgili sayfada yayınlanacaktır.


İlknur - 12.01.2022 20:10:50
Fikrine ve kalemine sağlık 🖤

Ayten - 12.01.2022 10:47:08
Hocam merhaba, yazım hatalarından dolayı şimdiden çok özür dilerim. Yazınızı dikkatlice okudum 3 kelime de kattım bilgi dağarcığıma teşekkürler :) Sizler gibi insanların sosyal medya da olması lazım, çünkü 😇siz hem öğretmen hem yazarsınız ne kadar kutsal ve değerlisiniz. Aktaracağınız her bilgi bizim algımız açar farkındalığımız çoğalır. “Topluma hiç bir katkısı olmayacak kopyala yapıştırcılar “yani bizler sadece öğrenmek için kullanmalıyız burayı,kalan her paylaşım bilgi kirliliği benim için. Sizler iyiki varsınız sevgiler güzel hocam 🙏

Sıdıka - 11.01.2022 23:48:39
Kalemine ve ruhuna sağlık,başka ne yorum yapılabilir ki...

Dilek Özdemir - 11.01.2022 23:48:12
Kalemine sağlık..Son dönemlerde ben de benzer düşünceler içerisindeyim, isim bulamıyordum sadece.Onanizm çok yerinde bir kavram olmuş .. Farkındalık oluşturdun ben de, tesekkürler 👏


Back to Top