Dijital Tanrı!

Dijital Tanrı

Çok zor zamanların içinden geçiyoruz. Yedi gündür ülkemizi saran alevler bir türlü söndürülemiyor. Ruhum acı çekiyor. Bir yandan da insanımız hiç şaşırtmıyor. Bugün sosyal medyada dolaşırken Hande Doğandemir’in bir paylaşımına dikkat ettim. Camiiavlu Mevkii’nde afetzedelere veya kurtarma ekiplerine yardım için gönderilen suların çöp konteynırlarına atıldığını paylaşmış. “Bu neden yapıldı” diyerek paylaşmış. Daha sonra olayın görüntüsü geldi ve nihayetinde; plakanın tespit edildiği ve “gereğinin” yapıldığı söylendi. “Gereği” neydi bilmiyoruz. “Toplanan yardımların çöpe atılması” diye kanunda yer alan bir ceza var mı, bilmiyorum. Ama “gereği” şeklinde ifade edilen bir yaptırım varsa o anda orada olan insanların yüreğine su serpecek bir ceza verildiği şüphesiz. Yani insanlar yapılan eyleme cezayı kesip yaptırımı uygulamıştı.

Burada bir parantez açacağım asıl konudan uzaklaşmadan. Toplum olarak çok ciddi bir kokuşmuşluğun içindeyiz. Deprem atlatan illerdeki konut fiyatlarının artışı, pandemi zamanında maskelerin, dezenfektan karaborsada akıl almaz fiyatlara satılması şimdi de yangın ekipmanlarının fiyatlarının bir günde iki katına çıkması… Geçireceğimiz afetler çeşitlendikçe örnekler de çoğalacaktır. “Ticarette her şey mubahtır.” söz öbeğini zihinlere nakış gibi işlemiş bir coğrafyada bu tarz insanlık dışı fırsatçı eylemleri görmek artık bizi neredeyse şaşırtmayacak. Tek tek bakıldığında söylediğimin aksini düşündürecek çok insanla tanışmışsınızdır şüphesiz fakat Reform’unu, Rönesans’ını yapmayı becerememiş; modernizme Atatürk’ün vizyonu sayesinde zorla, iyi ki,  iltisak etmiş coğrafyanın insanlarıyız neticede. Ve toplum olarak yaşayan, sosyal canlılarız. Vasati değerlerimiz geçer notun pek altında ki böyle şeylerle karşılaşabiliyoruz. Parantezi kapatıyorum.

Değinmek istediğim konu şu: Bir eylem gerçekleşiyor ve eylem kameralara takılıyor. Cep telefonu kameraları, Güvenlik kameraları, Araç kameraları, Mobeseler… Biz büyütülürken “Tanrı görür” düsturu ile büyütüldük. Fakat şunu da kitabım Son Yolculuk’ta işlemiştim. “İnsan, günah işlerken Tanrı’yı unutur ya da kendine çok ge­çerli bir bahane bulur içindeki Tanrısının arkasını dönmesi için.” Yani insanlar Tanrı’yı istedikleri zaman kündeye getirebilecekleri çok iyi ahlaklı arkadaşları gibi görüyorlar. Gireceği sınavda yardım ona edecek, zor zamanda yardıma yetişecek, futbol takımının son dakika gol atmasını sağlayacak, ona eş bulacak… Bunun yanında dilediği zaman istediği günahı işlerken ondan kurtulacak ve gerekirse günahı affedecek… Cezayı anında uygulayamadığı için insanın gözünde pasif bir Tanrı.

Bir kaza oluyor geniş alan kameralarından tespit ediliyor, bir hırsızlık oluyor dükkânların güvenlik kameralarına takılıyor yani kameralar insanlar için göremediklerini onlara gösteren bir göz olarak çalışıyor. Teknolojinin gelişmesi ile beraber verilerin daha büyük boyutlarda fakat daha küçük ortamlarda saklanabiliyor. Çözünürlük yükseldikçe uydular gibi bizi çok daha tepeden gören, sürekli bizi izleyen gözler, “Tanrının gözleri”, ile takip edilmemiz mümkün olacak gibi görünüyor. Düşünsenize gözünden fiziksel olarak kaçamayacağın, Etik adı altında Felsefecilerin mutabakata vardığı tüm dünya için iyiyi doğruyu belirleyen kurallar ile yapay zeka ile hükmeden ve cezayı anında kesen gözler…

İnsanlığın ortak Tanrısı…

Suç ve Ceza hem de bir diğer hayatı beklemeden…

Bu bir ütopya belki de… Benim ütopyam: Dijital Tanrı.

 “Tanrı öldü. Tanrıdan geriye bir ölü kaldı. Ve onu öldüren biziz…” diye bağırmıştı Friedrich Nietzsche. Şimdi o ölen Tanrı’yı diriltebilecek miyiz sizce? Lütfen görüşlerinizi paylaşmayı unutmayın. Hoş kalın…

Not:  Neden Allah yazmıyor da Tanrı yazıyor bu münafık diye düşünenler için de şunu eklemeliyim. Yazım insana, sadece Müslümanlara değil. Bu yüzden yazımda İslam dininin Tanrısını değil Tanrı kavramını kullanarak geneli konuya muhatap etmek istedim, Saygılar…

YORUM YAP


*Nezaket ve dilbilgisi kurallarına uyarak, zaman ayırıp düşüncenizi paylaştığınız için teşekkürler. Yaptığınız yorum onaylandıktan sonra ilgili sayfada yayınlanacaktır.


Seher Akbıyık - 11.08.2021 22:31:26
Berker bey yüreğinize elinize emeğinize sağlık güzel bir yazı olmuş tebrik ederim

Özlem Türkmen - 11.08.2021 13:02:39
Yine ne güzel anlatmışsınız. Kalbinize kaleminize sağlık.

Nurhayat Gülyaşar - 11.08.2021 08:12:02
Yapay zekanın adalet dağıtacağı günler düşündüğümüzden daha yakın. Bize de günümüzden daha iyi olmasını ummak düşüyor. Harika bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.

Selda Kaynak - 11.08.2021 02:33:21
Çok farklı bir bakış açısı tebrik ederim hocam.. İlahi adalet beklerken,sosyal adaleti sağlamaya çalışıp, dijital adalete sığınacak gibiyiz.Her şekilde de tek dileğimiz birilerinin ya da bir şeyin bizi görmesi ve duyması.Çünkü gerçekten artık "adalet"in bir kelimeden çok bir eylem olmasına çok ihtiyacımız var.Sevgiyle kal.

Yasin Emre DİBİ - 11.08.2021 01:26:05
İçimizdekileri dışa dökmüşsünüz... Kaleminize, yüreğinize sağlık hocam...

DEBRELİ - 11.08.2021 00:52:06
Belki de gerçekten bizi kameralar izliyor bir simülasyonun ya da bir oyunun içinde. Tanrı görür diyorduk ya küçükken. Belki oyunun içinde simülasyon programlayan bir karakterin evreniyiz...

selda Aktaş - 10.08.2021 23:39:42
sözcüklerin büyüsüne inanıyorum. Berker Okan kaleminize sağlık. Etkili bir yazı 👏🍀

Aslıhan Tankal - 10.08.2021 23:19:30
Bence sessiz çoğunluğun sesi , duygularımızın tecümanı olmuşsunuz. Bundan daha güzel anlatılamazdı 👍Fikrinize,emeğinize sağlık. Muhteşem 👏👏👏😊

Özlem - 10.08.2021 23:08:21
Tanrı,köken itibariyle Türkçe bir kelimedir.(tengri)Bu sebeple de seçmiş olabilirdin zira Allah Arapça bir kelime

Elif Kılıç - 10.08.2021 23:07:59
Elinize sağlık hocam


Back to Top