Son Yolculuk

(Arka Kapak Yazısından)

İki şey vardır ki muhakkak değiştirir insanı...
Biri aşk, diğeri ağır bir hastalık...
İkisinden birisi başına gelince artık o eski sen olamazsın bir daha:
Kaderin yeniden yazılır çünkü...

Genç kuşağın parlayan kalemlerinden Berker Okan’ın Son Yolculuk adlı bu uzun hikâyesi, insanın kontrol edemediği acı deneyimler karşısında ister istemez nasıl değişmek ve başkalaşmak zorunda kaldığını gerçekçi ve şeffaf bir vizyonla irdeliyor.

“Planlanan ameliyat uzadı önce, sonra biraz daha uzadı. Sonra daha ne kadar uzadı bilmiyorum. Mekân ile zamanın bağlantısı kesildi. Bunu ancak ameliyathanenin önünde birini bekleyenler bilir. Beklemek insanın kimliğine eklenir bir yerden sonra ve dünyan ameliyathanenin önü oluverir. Bu yüzden yeni dünyan, gerçek dünyanın dönüş hızından bağımsız döner ve zaman, saatten bağımsızlığını ilan eder. Ameliyathanenin kapısı kapandıktan bir süre sonra akması gereken zaman büsbütün durur. Zaman durunca, Dali tablolarında eriyen saatler gibi yayılır saatler duvarda ve insanlar da bekleme koltuklarında. Eriyip iç içe geçen her şey, ameliyathanenin kapısı her açıldığında billurlaşır. Bellek uyanır, dikkat toplanır, zaman akar. Yatağında akan bir su gibi akar. Saate bakarsın tekrar ve tekrar. Zamanı uç uca eklersin. Kapı kapandıktan sonra yine derenin yatağı genişler, genişler, genişler... Yavaş yavaş her şey yine erir ve birbirine geçer...”

 

 

Hamur Tipi : 2. Hamur

Sayfa Sayısı : 200

Ebat : 13,5 x 19,5

İlk Baskı Yılı : 2019

Baskı Sayısı : 1. Basım

Dil : Türkçe

 

 

.

" Eğer okuduğumuz kitap bizi kafamızın ortasına inen bir yumruk gibi sarsmıyorsa, niye boşuna okuyalım ki? " diyor Kafka. Bu kitabı okumak insanın içinde ki donmuş denize vurulan bir balta etkisi yaratıyor insanda. Üslup coşkun bir ırmak kadar akıyor, içerik bir canın kaleme akmış hali gibi kalbi vuruyor. En önemlisi de yaşadığın hayatı, çevreni, kendini sorgulamaya başlıyorsun.   Birbirlerinden başka kimsesi olmayan anne ile oğul... Bir yaşam mücadelesi yolculuğu. Onlarla beraber yolculuğa çıkıyorsunuz, onlarla beraber yaşıyorsunuz, yanlarında olmak istiyorsunuz. Kitap bittikten sonra yazarı arayıp bir kaç kelime etmek isteyeceğinize eminim .

 

Yaşadığım bir çok duyguyu , düşündüğüm ama anlatamadığım bir çok ortak cümleyi buldum aslında ben “Son Yolculuk’ta”. Sanki içimi döktüm satırlarında , benzer süreçleri annemle beraber yaşayan ve onu son yolculuğuna uğurlamış biri olarak .Ve o kadar çok cümlenin altını çizdim ki .. çizdiğim bazı satırların içinde anneme yeniden sarıldığım da oldu, Mustafa’ nın içinden çıkılmaz çaresizlik duygusunu , yalnızlık duygusunu çok iyi anladığım da . Aslında biraz endişeyle başladığım bir kitaptı . Fakat hastalık ve tedavi süreci anlatılırken  o kadar güzel dil kullanılmış ki duygulandıran , hüzünlendiren bazen ağlatan  ama sarsmayan . Aksine bu hastalığı ve bu süreçleri yaşayan bir çok benzer insan, benzer hikaye olduğunu bir kez daha hatırlattı diyebilirim .Yalnız olmadığını bilmek,  tam olmasa da acıyı  hafifleten haricen kullanılan  bir ilaç gibidir ya  , öyle  hissettim satırlarında . Mustafa  ve annesinin  hüzünlü yolculuğunda  kendi adımlarımla ve  aynı hüzünle yürümek   güzeldi .
Eklemek isterim
Hikayedeki   benzetmeler çok yaratıcı ,betimlemeler  ve anlatım dili çok başarılıydı . Kitabın iki ayrı anlatımla yazılması, hikayeye çok başarılı bir denge sağlamış bence. Mustafa’nın anlatımıyla , hissedilen duyguyu , yaşananları Mustafa’nın iç dünyasından bakma ve anlama fırsatı vermiş okuyucuya . Ve bunu ustaca buldum kendimce . Bir kitapta okumuştum “Anlaşılmak en büyük hazdır bu dünyada “ diyordu yazar. Eminim benim gibi daha bir çok okuyucu da anlar Mustafa ‘nın hikayesini .

 

Aile, dostlar, yaşadığın mahalle, içinde kaybolduğun kocaman şehir... Kimi senin derdini yüklenir, kiminin umrunda bile değilsindir. İçinde kendini var etmeye çabaladığın bu hayatta en sevdiklerinden vurgunu yersin. Gülümserken gözyaşlarının süzüldüğünü fark ettiğin anlar; sayfalar boyunca umutla karamsarlığın nasıl savaştığını gördüğün ve umudun kazanmasını umut ederek kitabın kahramanlarıyla hemhal olduğun anlardır. Yazarın anlatım gücüyle duyduğun bazen sisteme öfke, bazen kadere isyan, bazen şefkat hissi... Mutlaka okumanızı öneririm.

 

Romanın çatısı aslında bir hastalık süreci üzerine kurulmuş; hikaye başlar başlamaz hiç de yabancı olmadığınız bir ortamda , İstanbulun en işlek  caddelerinden birinde buluyorsunuz kendinizi ve okudukça, farkına varmadan yanınızdan akıp giden bu insanların, ülke mozaiği içinde var olan  farklı sosyal çevrelerden, farklı eğitim almış, farklı karakterlerde ve hayatın gerçeklerini kendi görüş açılarıyla nasıl sorguladığına şahit oluyorsunuz; baktığınızda aynı coğrafyanın ortak kaderini paylaşan tüm bu karakterlerin yazarın eleğinden geçtikten sonra nasıl doyumu olmayan bir anlatımla şekillendiğini de fark ediyorsunuz. Olay örgüsü gelişip de sona yaklaştığınızda yazarın roman kahramanına zamanı büktürüp onu son yolculuğuna nasıl uğurladığını da hayal edebiliyorsunuz. Su gibi akıp giden bu kitabın edebiyat sahnesinde hakkettiği yeri bulacağına inanıyorum.. Okuyun ve okutun ??

Son Yolculuk romanını online kitap siteleri üzerinden incelemek ve satın almak için lütfen tercih ettiğiniz sitenin logosu üzerine tıklayınız. Bu sizi her zaman kullandığınız kitap sitesine yönlendirecektir. Ayrıca bu şekilde diğer sitelerden fiyat karşılaştırması da yapabilirsiniz. Ayrıca sürekli kullandığınız ve memnun oluğunuz siteler var ise onları da seçeneklere ekleyebiliriz.

Keyifli okumalar dilerim.